Suşi

 

Suşi

 

 

suşi



Suşi Japonca'da ekşimsi, sirkemsi anlamına gelir. Pirinç sirkesi eklenmiş pirinçle hazırlandığı için bu adı almıştır. Esasen haşlanmış pirinç ve balıktan oluşan Japonların ünlü yemeğidir. 
 

     Suşi'nin aslında yüzyıllara dayanan bir geçmişi var ve Japon mutfağının geleneksel yemeklerinden biri sayılıyor. Evlerde özellikle özel günlerde hazirlaniyor. 
     
      Hikayesi ise şöyle: Japonya'da geçmiş yüzyıllarda çiğ balık bozulmaması için pirinç ve tuz arasında, ağır bir taş ile sıkıştırılarak haftalarca bekletiliyordu.
     
       Zaman geçtikçe iyice fermente hale gelen balık yemeğe hazır hale geliyordu. Pirinç ise atılıyordu. Daha sonra pirincin tadının hiç de fena olmadığı keşfedildi. 18. yy. sonrasında ise fermantasyon işlemi ortadan kaldırıldı, sirkeli pirinç kullanılmaya başlandı. 19. yy'da Tokyo'nun Japonya'nın başkenti olmasi, pirinç arası çiğ balığın bu büyük şehirde benimsenip hızla tüketiminin yaygınlaşmasına yol açtı. Dolayısı ile balığı pirincin arasında koruma gerekliliği kalmadı.  Anında tüketilmeye başlandı . Günümüzdeki Suşi ortaya çıktı.
 
Suşi "chopstick" denilen Japon yemek çubuklarıyla yenir. Chopstick kullanmak başta zordur, ancak birkaç denemede kolayca öğrenilir. Suşinin çatal-bıçak ile yenmesi ayıp derecesinde yanlıştır. Ancak elle de yenebilir.
 
Gelenksel olarak, suşi klasik Japon minimalist çizgisinde, geometrik, tek veya çift tonlu ahşap tabaklarda, Japon mutfağının estetik kalitesinde sunulur.
 

Suşi çeşniler ile yenir. Genellikle soya sosuna bandırılarak ve küçük bir parça vasabi eklenerek de yenebilir. Vasabi, kendi adındaki bir bitkinin (Wasabia japonica) köklerinden elde edilen çok acı ve macunumsu bir çeşnidir. Ancak bu gibi çeşnilerin kullanımının, şefin yemeğindeki lezzet değişimine yol açtığı için uygun olmadığı görüşü de vardır. Japon stili mayonezin, somon ve domuz başta olmak üzere diğer suşi çeşitlerinde de kullanımı yaygındır.

Gerçek vasabi’nin anti-mikrobiyal özellikleri vardır ve besin zehirlenmesi olasılığını da düşürür.Yapay vasabi, yabanturpu (acırga), hardal ve yeşil gıda boyası ile yapılır.

Gari (tatlı zencefil turşusu) suşi le birlikte yenir, ancak asıl işlevi suşi türleri arasında ağız tadını temizlemektir; sindirimde de faydası vardır.

Japonya’da yeşil çay (oça) daima suşi le birlikte servis edilir. Yüksek kalitede suşi lokantalarında ise meça olarak bilinen üst kalitede çay ikram edilmektedir. Suşi jargonunda, yeşil çay’a agari denilir.

 

Geleneksel Japon Suşi’sinin ana bileşenleri olan balık ve pirinçte yağ seviyesi düşük, protein, karbonhidrat,vitamin ve mineral seviyeleri yüksektir. Ancak Batı-Stili suşi için benzer söylem kullanılmayabilir; geleneksel olmayan mayonez, avokado ve krem peynir kullanımı özellikle yağ seviyesini arttırmaktadır.

Pek çok deniz ürünü doğal olarak düşük yağ seviyesine sahiptir, doğal olarak doymamış yağ oranları ve dolayısıyla Omega3 miktarı da fazladır. Sadece balık değil, diğer bileşenleri de genellikle çiğ olarak servis edildiğinden, suşi pişirme yağı içermemektedir. Ancak imitasyon et kullanımı (California Roll’deki surimi gibi) protein değerlerini düşürebilir.

Beslenme değerleri, bileşenlere göre değişir. Örneğin karides kalsiyum yönünden zengindir, somonda ise D Vitamini yüksektir. Ayrıca kullanılan sebzelere göre de vitamin de mineral değerleri değişkenlik gösterir.

 

Karbonhidratlar pirinçte ve sebzelerde bulunur. Geleneksel olmayan bileşenler ise yağ oranında olduğu gibi, karbonhidrat oranını da yükseltebilir.